10. Hep Seni Aradım (Wicker Park)-2004

Konu ABD’nin Chicago şehrinde, ismini aldığı ”Wicker Park” bölgesinde geçmektedir. Yönetmeni Paul McGuigan olan filmin konusu, Matthew dairesinin önündeki dükkanın sahibi en yakın arkadaşınındır ve bir gün o dükkana giden güzel bir kadın görür ve aşık olur. Genç kadını bulmak için herşeyi yapar.

9. Aşkın 500 Günü ( (500) Days Of Summer)-2009

Marc Webb’in yönettiği film, çoğu kişinin beğenisini almıştır. Bana kalırsa bir gıcık bir yapım ama gayet akıcı. Filmin ana karakteri olan Tom, bir gün asansörde aynı iş yerinde çalıştığı Summer adlı kız ile karşılaşır ve aşık olur. Sonrasında gevezeliği yüzünden Summer bu aşkı öğrenir. Ciddi bir ilişki düşünmeyen Summer, sürekli kavga sebebi bulur. Tom kardeşimiz saf ve aşka inan ama yanlış kişiye aşık olmanın çilesini çekmektedir. Filmin anlatım şekli gerçekten güzel olan tarafı.

8. Baran -2001

Yönetmeni Majid Majidi olan film İran yapımıdır. İran’ın kültürüne dair sahneler içeren filmde, henüz 17 yaşındaki İran’da yaşayan azeri gencinin siyasal olaylar üzerinde müchadele veren Baran’a aşık olmasını konu alır.

7. Makas Eller (Edward Scissorhands)-1990

Tim Burton filmlerinin vazgeçilmezidir. Her daim masalsı anlatımlara yer veren Burton, Filminde Jhonny Depp başroldedir. Hikaye bir ananenin torununa masal anlatmasıyla başlar. Makas ellere sahip Edward bir gün Peg ile tanışır ve Peg onu evine alıp iş verir. Makas elleri sayesinde herkesin saçlarını kesmeye başlayan Edward Peg’e aşık olmuştur.

6. Başkalarının Hayatı (Das Leben der Anderen)-2006

Doğu Almanya’da geçen konu tam bir soğuk savaş içinde geçen bir aşkın hikayesi. Aslında çok farklı bir bakış açısına sahiptir. İstihbarat görevlisi olan Wiesler’a rejime sadık olan Dreyman’ı dinleme görevi verirler. Dreyman’ı dinlerken empati yapmaya başlayan Wiesler, duyduğu şeyler üzerinde Dreyman’ı korumaya başlar. Yaptığı bu şey ise Berlin duvarı yıkılınca ortaya çıkar.

5. Sil Baştan (Eternal Sunshine Of The Spotless Mind)-2004

Yönetmen koltuğunda Michel Gondry olan filmin başrolünde Jim Carrey ve Kate Winslet yer alıyor. Clementine ve Joel iki aşıktır. Ancak yaşadıklarından dolayı hafızalarını sildirmeye karar verirler. Clementine’nın hafıza sildirme yolunu izleyen Joel aynısını kendine de uygular. Fakat Clementine’nın peşini bırakamaz ve bazı şeyleri unutmak niyetinde değildir. En iyi senaryo oscarına sahip filmdir.

4. Şehrin Işıkları (City Lights)-1931

Charlie Chaplin’in kendi yönetip oynadığı sessiz filmdir. Kemal Sunal’ın da Chaplin’den esinlediği En büyük Şaban filmi ile aynı senaryoya sahip. Kör ve ameliyat parası olmayan kıza aşık olan Charlie, bir gün intihar etmeye çalışan bir adamı kurtarır ve adam çok zengindir. Olaylar daha farklı hal almaya başlar.

3. Talaash -2012

Amir Khan deyince çoğu kişinin aklına belki bu film gelmeyecektir. Ancak çok farklı teması ile insanı kesinlikle derinden etkileyen yapım. Oğlunu kaybettikten sonra eşine vakit ayıramayan üzüntüsünü derinden yaşanyan bir polis. Fahişe olan bir kadına tutulur ve ilginçtir ki her olayda karşısına çıkmaktadır. Süpriz sonulu hint filmini kesinlikle öneririm.

2. Amelie -2001

Amelie’yi tanımayan yoktur. Jean-Pierre Jeunet yönetmenliğindeki Amelie, Fransa sinemasının en iyilerindendir. Sosyal yaşamdan git gide uzaklaşan küçük kızın aile yaşamının gariplikleri üzerine kendi hayat dünyasında yaşamaya başlar. Kendi gizli dünyasında aşık olduğu biri vardır ve onu mutlu etmeye çalışırken kendini olayların içinde bulur.

1. Eşkıya -1996

Geldik zirveye ve benim başyapıtıma. Her zaman derim ve hala geçen olmadı ki Türk sinemasının başyapıtıdır. Şener Şen ne güzel oynamış. Yavuz Turgul’un yazıp yönettiği filmin konusu, Baran çetin bir eşkıyadır ve bir gün tutuklanıp hapse girer. 30 sene sonra hapisten çıkıp aşkı Keje’yı İstanbul’a gelip aramaya başlar. O sırada bir genç ona yardımcı olur. O gençten çok etkilenen Baran’ın da hayatı değişecektir. Filmin sonu çok farklı bir yapım olduğunun göstergesidir. Bir repliği ile yazımı tamamlamak istiyorum. ” Kaldı mı artık dağlarda eşkıya emmi, eşkıya artık şehirde..”