8. Lion (2016)

Küçük bir çocuk düşünün ve evinden 2.000 kilometre uzakta ve konuşulan dil hakkında hiçbir fikri olmadığını. Ne yapardınız. Küçük Saroo tam olarak bunu yaşadı. Abisi ile eve ekmek parası için tren istasyonuna giden Saroo, tren istasyonunda bankta uyuya kalır ve uyandığında ne abisi vardır ne de başka biri ve boş bir yolcu trenine biner. Hiç bilmediği bir yere giden Saroo’nun gerçek hikayseini izlerken sanırım etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız en azından ben çıkamadım.

7. Zindan Adası (2010)

Di Caprio’nun olupta beğenmediğiniz film sayısı kaçtır? Benim yok. Harika bir oyuncu. Şu filmi izlediğimde dışarıya çıkıp yarım saat öylece yola baktığımı hatırlıyorum. Hayır o dedektif olarak oraya geldi. Hayır orada yaşayan bir hasta.. Psikolojik savaş nedir bu filmde gördüm. Ah be Teddy yanlış kişilere güvendin. İşin şakası bir yana filmdeki kurgu harika, izlerken son ana kadar soluksuz takip ediyorsunuz. Burası zindan adası burdan çıkış yok izleyin.. Bu arada küçük bir bilgi vermek istiyorum; filmin yönetmeni Martin Scorsese film hakkında yaptığı açıklama; ”filmde iki taraflı son var tamamen size bağlı”.

6. Umudunu Kaybetme (2006)

Biyografi yapımlarını hep sevmişimdir. Baba ve oğlun beraber oynadığı filme Will Smith hayat veriyor. Zor zamanlar yaşayan bir aile ve bu zorluğa katlanamayıp evden giden bir kadın. Oğluna bakmak zorunda olan bir baba ve üstelik işsiz. Hayatın bize sunduğu en büyük armağan umuttur. Sanırım o olmasa yarın hiçten ibaret olurdu. Chris Gardner da tam olarak bunu yaptı umut etti. O son sahne hiç aklımdan çıkmaz. Ellerini birleştirip dışarıda insanların arasında yaşama hissini, özgür olma hissini doyasına yaşarken bende onunla yaşadım. Etkileyici..

5. Guguk Kuşu (1975)

Hepiniz deli misiniz.. Ne güzel repliksin sen, ne güzel filmsin. Sırf özgür ve başına buyruk karakteri yüzünden başı dertten kurtulmayan kendini savunan bir adama ne derdiniz evet sanırım Randle P. McMurphy’e de öyle dendi ”Deli”. Akıl hastanesine nakledilen Randle P. McMurphy, buradaki kişilerinde deli olmadığını görür ve onlara hayatın onları beklediğini göstermek ister..

4. 12 Kızgın Adam (1956)

12 Juri üyesi ve babasını öldürdüğü ile suçlanan genç bir adam. Tek sahnede çekilen bir başyapıt. Sayısız oscar adaylığı ve ödül. Tam 365 çekim yapılmış tek oda da, harika bir ayrıntı. Tek bir hayırın 11 evet ile müchadelesi, içerideki sıcak ortam ve efsanevi konuşmalar ile 12 kızgın adam..

3. Kadın Kokusu (1992)

Belki çok kişi hadi ama saçmalama şu listenin 3 numarası bu mu diyecek. Beni o kadar derinden etkileyen filmlerden biri ki etkisinden uzun süre çıkamamıştım. 1992 de oscar kazanan Kadın kokusu filminin başrolünde Al Pacino var. Sen nasıl bir oyuncusun dedirtiyor. Eski bir amerikan askeri, orduya yıllarını vermiş ve gözlerini kaybetmiş bir gazi. Genç bir üniversite öğrencisi bir gün kapısına gelir ve hayatı değişir.. Repliğini unutmak ne mümkün ”I’ll show you out of order”. Üstad..

2. Ateş Böceklerinin Mezarı (1988)

Anime dünyasının en iyilerinden biri olan filmdir. Normal bir film olsa bu kadar etkilemeyebilirdi. Küçük kız ve abisinin yaşama tutunma çabası ve o küçük kızın abisine olan sevgisi beni en çok etkileyen unsulardı. Çocuklar hiç üzülmesin hemde hiç.. İzleyin kesinlikle etkisi uzun sürecek filmlerin başındadır.

1. Hayat Güzeldir (1997)

Geldik zirveye ve hayatımın filmine. Her izlediğimde ağladığım film. Kiminle izlesem ağlıyorum ve izlemeyi bıraktım. Ama tavsiye etmeyi asla bırakmam. 1940 yılında italya da yaşayan sıradan bir yahudi olan Guido, yaşadığı çevresine neşe veren biridir. Sıradan bir günde aşık olur ve peri masalı başlar. Filmin ilk yarısı o kadar güldürür ki insanı sanırsınız komedi filmi. Bir ikinci yartsı var gözyaşı kanrevan. Peri masalına bir de küçük Giosue eklenir. Savaş patlak verir ve yahudileri toplama kamplarına götürürler. Bunlara baba ve oğul da dahildir. Guido, oğluna kampın bir oyun olduğunu ve kazananın tank sahibi olucağına inandırır. Küçük çocuk kampta eğlenir ve güler. Savaş sona erdiğinde Almanlar herşeyi temizler ve o hiç unutamadığım replik canlanır ”Biz kazandık, tank artık bizim”..