Mrs. America, 1970’lerde Amerika’da yükselen feminizm dalgasını konu alıyor. Karakterler ve hikaye gerçek olunca diziyi başka bir gözle izliyoruz. Eşit Haklar Tasarısı ile kadınların temel hakları için mücadele eden feminist bir topluluk görüyoruz. Diğer tarafta da muhafazakarlığı temsil eden ve bu yasaların kadınların haklarının ellerinden alınması olduğunu söyleyen Phyllis Schlafly’in mücadelesi var. Hikaye Cate Blanchett’in canlandırdığı Phyllis Schlafly gözünden anlatılıyor.

Her bölümde, muhafazakar tarafın ve feminisit aktivist, siyasetçilerden Gloria Steinem, Shirley Chisholm,  Bella Abzug, Betty Friedan gibi isimlerin hikayelerini görüyoruz. Bugün hala tartışılan eşit ücret, kürtaj hakkı, cinsel kimlik gibi konular anlatılıyor. Dizinin konusuna bakıldığında belki sürükleyici bulmayabilirsiniz ama izlerken çok canlı ve akıcı bir anlatımla karşılacaksınız.

Beni en çok etkileyen sahneler iki kadın hareketinin karşılaştığı birbirleriyle yüzleştikleri yerlerdi. Muhafazakar tarafta olan Alice Macray’ın feministlerle şarkı söylemesi ve şarkının sosyalist bir şarkı olduğunu söyleyen birine hayır bu vatansever bir şarkı demesi üzerine karşı tarafın evet aynen öyle demesi. Çok etkileyeciydi! Aslında dizi, belli kalıplar içinde hayata bakmanın o doğrultuda hareket etmenin yanlış bir seçim olduğu ile yüzleştiriyor insanları.