Netflix’in yeni yayımlanan ve rekor kıran dizisi The Queen’s Gambit beklentileri karşılıyor. Duymuş olmalısınız, dizi yayımlandıktan sonra satranç satışları zirve yaptı ve online satranç sitelerine yoğun ilgi oldu. Walter Tevis’in aynı isimli romanından uyarlan dizi 1960’ların Amerika’sında geçiyor. SSCB ve ABD arasındaki Soğuk Savaş’ın etkilerini hikayenin içinde de görüyoruz. Dizide kullanılan renkler, kıyafetler, dekor 1960’ları oldukça başarılı yansıtmış. Hikaye, Elizabeth Harmon’un bir kaza sonucusu öksüz kalmasıyla başlıyor.

Harmon, yetimhaneye gidiyor, buraya uyum sağlamaya çalışırken, orada çalışan hademe Shaibel’in satranç oynamasına denk geliyor. Sadece, gizlice izliyerek bile oyunun bir kısmını öğreniyor çünkü inanılmaz bir matematik zekasına sahip. Harmon’un annesinin de sayılarla arasının iyi olduğunu arada verdikleri flashback ile görüyoruz.

Elizabeth’in hikayesini izlerken o dönem kadınların, siyahilerin ABD’deki sosyal ve ekonomik olarak bulundukları konumu da görüyoruz. Dizinin tek bir karaktere odaklanmaması renkli ve sürükleyici bir yapım olmasını sağlamış. Oyuncular da dizinin hakkını vermişler. Elizabeth karakterini canlandıran Anya Taylor Joy ve özellikle karakterin çocukluğunu canlandıran Isla Johnston’a bayıldım.